2009-06-01

Yine birşeyler karalayamamanın sıkıntısı var varlığımda, içimden dolup taşıyor oysa ifadesiz kaygısız başıboş kelimeler...Hergün ağzımda geviş getirdiğim cümleler artık kimbilir hangi kullandığım kayıp ifade de...


Yüzüme çarpan her surette birşeyler ararken aslında kendi suretimin yansımasıyla başbaşa kaldığımı ve yalnızlığın beş haliyle nasıl bir ben olduğunu görüyordum.İçim yine dökülüveriyor altında ezilip kalmaktan korkuyorum, o harabenın altında kalmak ve gökyüzüne inadına uzanmaya çalışmak buydu hayatla tek bağım aslında...Bağımsız bünyemi inatla bağımlı bir hale getirmeye çalışan dünyevi varlıklar koskocaman bir hayal kırıklığından başka hiçbirşey değildi, gec olmadı bunları farketmem!Belki bundandır hep kanayan yerlerimi yalayıp iyileştirmek yerine kesip atmak oluk gibi akan yokluklarda boğulmaya çalışmak...


Başıboş kalmışlığın içinde yalınayak yürüdüğüm ve her defasında acısından sızlanıp dizlerimin üzerine çöktüğüm di'li geçmiş zamanlar; sürünüyorum ama ölmüyorum ve her defasında dirilirken, nasırlaşan yerlerimi törpülüyorum bir başkasının canını yakmasın diye...


Yürüyorum kalabalıklar içinde yürüyordu yalnızlık üzerime ve yağıyordu ince bir hüzün...Lal günlerin dışavurum halleri vardı gündemimiz de... Sol tarafımdaki sızıntı çıkmaz sokaklarıma doğru akıp gidiyordu.Her gördüğüm surette ki yorgun izlerde dinleniyordu yorgunluğum...


Küf kokulu günler bir bir tazelenirken nekadar da çok kaybolmuşum, en kuytu yerdeydi içip içip sarhoş olduğum,ağladığım ve sövdüğüm...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder